Devlet Denetleme Kurulu nereye bağlıdır ?

RAnna

Global Mod
Global Mod
Devlet Denetleme Kurulu Nereye Bağlıdır? Bir Akşam Sohbetiyle Başlayan İlginç Bir Devlet Hikâyesi

Geçenlerde bir arkadaş grubunda konu bir anda devlet kurumlarına geldi. Hani şu, kahvenin yanına hiç beklemediğiniz bir anda ciddi bir anayasa tartışmasının oturduğu sohbetlerden biri...

Masada dört kişiydik. Emre her zamanki gibi elindeki telefonu masaya bırakıp, “Bir dakika, bunun doğrudan cevabı vardır,” dedi. Derya ise gülümsedi:

“Doğrudan cevap başka, gerçekten ne anlama geldiğini anlamak başka.”

Ben de tam o sırada merak ettim:

“Peki Devlet Denetleme Kurulu nereye bağlı?”

İşte hikâye tam burada başladı.

Çünkü ilk bakışta cevap oldukça kısa: Devlet Denetleme Kurulu (DDK), Cumhurbaşkanlığına bağlıdır. Bu durum doğrudan Anayasa'nın 108. maddesinde düzenlenmektedir. Ancak bu cümlenin arkasında Türkiye'nin idari yapısını, denetim anlayışını ve devlet mekanizmasının nasıl işlediğini anlamamızı sağlayan daha geniş bir hikâye bulunuyor. Anayasa Mahkemesi+1

Bir Cümlelik Cevabın Arkasındaki Büyük Soru

Emre hemen söze girdi:

“Tamam işte. Cumhurbaşkanlığına bağlı. Bitti.”

Derya itiraz etmedi ama soruyu biraz değiştirdi:

“Peki bağlı olmak ne demek?”

Masada kısa bir sessizlik oldu.

Aslında kamu kurumlarını anlamaya çalışırken en sık yaptığımız hata burada başlıyor. Bir kurumun nereye bağlı olduğunu bilmek, onun ne yaptığını, hangi sınırlar içerisinde hareket ettiğini ve hangi konularda yetkili olduğunu otomatik olarak açıklamıyor.

Devlet Denetleme Kurulu, Anayasa'nın 108. maddesine göre idarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli biçimde yürütülmesinin ve geliştirilmesinin sağlanması amacıyla Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulmuştur. Kurul, Cumhurbaşkanının isteği üzerine belirlenen alanlarda idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denetleme yapabilir. Anayasa Mahkemesi

Yani burada önemli olan yalnızca “bağlılık” kelimesi değil.

Asıl mesele şu:

Denetim mekanizması neden vardır ve bu mekanizma devlet içerisinde hangi boşluğu doldurur?

İşte hikâye burada biraz daha ilginçleşiyor.

Eski Bir Kurum, Yeni Bir Sistem

Derya çantasından küçük bir not defteri çıkardı.

“Bunun tarihine de bakmak lazım,” dedi.

Haklıydı.

Devlet Denetleme Kurulu bugünkü anayasal konumuna bir anda gelmiş bir kurum değil. Kurul, 1981 yılında çıkarılan 2443 sayılı Kanun ile kurulmuş, daha sonra anayasal düzeyde düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi kaynaklarında da DDK'nın 1 Nisan 1981 tarihli 2443 sayılı Kanun'la kurulduğu ve daha sonra Anayasa'da düzenlendiği belirtilmektedir. Anayasa Mahkemesi

Bu tarihsel ayrıntı aslında bize önemli bir şey söylüyor.

Devlet yönetiminde denetim ihtiyacı yeni değildir.

Bir kamu kurumunun bütçesinden bir belediyenin işlemlerine, bir kamu kuruluşunun kararlarından belirli idari süreçlere kadar devlet mekanizmasının düzgün çalışıp çalışmadığını kontrol etme ihtiyacı, modern devlet anlayışının temel parçalarından biridir.

Emre bu kez daha stratejik bir noktaya değindi:

“Yani bir nevi devletin kendi sistemini kontrol etmesi.”

“Bir yönüyle evet,” dedim. “Ama burada 'kendi kendini kontrol' ifadesini çok basitleştirmemek gerekiyor.”

Çünkü denetim yalnızca hata bulmak değildir.

Bazen amaç, sistemin neden aksadığını anlamaktır.

Bazen aynı problemin tekrar yaşanmasını önlemektir.

Bazen de kurumların hukuka uygun, düzenli ve verimli çalışıp çalışmadığını ortaya koymaktır.

Emre'nin Haritası, Derya'nın İnsan Hikâyesi

Sohbet ilerledikçe fark ettim ki Emre ve Derya aynı meseleye tamamen farklı pencerelerden bakıyorlardı.

Emre önüne bir kâğıt çekti.

“Bakın,” dedi. “Ben bunu bir sistem haritası olarak düşünüyorum. Önce yetkiyi belirleyeceksin, sonra görev alanını, ardından denetim mekanizmasını. Yoksa herkes birbirine karışır.”

Bu yaklaşım oldukça çözüm odaklıydı.

Derya ise başka bir noktaya dikkat çekti:

“Bütün bunların sonunda insan var. Bir denetim raporunun konusu olan kurumda çalışan memuru, hizmet alan vatandaşı, yöneticiyi veya o kurumdan hizmet bekleyen insanları düşünmeden yalnızca şemaya bakarsak resmin önemli kısmını kaçırabiliriz.”

Bu kez Emre başını salladı.

“Yani sen de haritaya insanları ekliyorsun.”

“Evet,” dedi Derya. “Çünkü kurumlar insanlarla çalışıyor.”

Bu küçük konuşma, aslında kadın ve erkeklerin düşünme biçimlerini birbirinden kesin çizgilerle ayırmanın ne kadar yanıltıcı olduğunu da gösteriyordu. Emre'nin stratejik yaklaşımı bir erkek olmasından kaynaklanmak zorunda değildi; Derya'nın ilişkileri ve insanların deneyimini önemsemesi de kadın olmasının otomatik sonucu değildi.

İkisinin yaklaşımı, farklı kişiliklerin ve deneyimlerin ürünüydü.

Ve belki de iyi bir denetim mekanizmasına ihtiyaç duyulan yerde tam olarak bu iki bakış açısının birlikte düşünülmesi gerekiyordu:

Sistem nasıl çalışıyor?

ve

Bu sistem insanları nasıl etkiliyor?

Peki DDK Tam Olarak Ne Yapar?

Burada hikâyeden biraz çıkıp konunun hukuki tarafını netleştirelim.

Anayasa'nın 108. maddesine göre DDK, Cumhurbaşkanının isteği üzerine belirli kurum ve kuruluşlarda idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denetleme yapabilir. Anayasal düzenleme kapsamında kamu kurum ve kuruluşları, sermayesinin yarısından fazlasına kamu kurum ve kuruluşlarının katıldığı kuruluşlar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, işçi ve işveren meslek kuruluşları ile kamuya yararlı dernek ve vakıflar sayılmıştır. Anayasa Mahkemesi
 
Üst